Yazı Detayı
25 Şubat 2018 - Pazar 20:59 Bu yazı 1807 kez okundu
 
Ahmet Şimşek
Prof. Dr. Mehmet KARATAŞ
mkaratas@nobel.gen.tr
 
 

Ahmet Şimşek’i Tokat’lı yıllarımda tanıdım.

 

İlke gazetesini çıkarıyordu. Tokat Valiliğinin yan tarafındaki Doğu pasajında küçük bir mali müşavirlik bürosu vardı. O mekanda tanıştık diye hatırlıyorum. Çok sık görüşemedik. Daha sonra, Ankara ve Antalya’da birkaç kez karşılaştık.  Ama,  içten içe bir dostluk geliştirdik.

 

İki hafta kadar önce sosyal ağların birisinden mesaj gönderdim: ’Ahmet Bey, nerelerdesin ses ver’ diye. Cevap kızından geldi: ’Mehmet Hocam babamı kalp krizinden kaybettik’.

 

İçime bir sessizlik çöktü. Darmadağın oldum. Yüreğim yandı.

 

En son Antalya’da Kaleiçinde oturup muhabbet etmiştik. Tokat’ta kalamadı.  Bir ara Antalya ve Ankara’da yaşadı. Olamadı, Pakistan’a gideceğini söylemişti. Tekrar dönmüş. Anlaşılan bir yere sığamadı.

 

Ahmet Bey anlı şanlı biri değildi. Şu fani yaşamda umutla yolculuk yaptı. Çok şatafatlı yaşamadı. Servet ve şöhret gibi baştan çıkarıcı lükslerden uzak durdu.  Hatta,  zor günler yaşadığını söylemişti. Cömertti. Özgür bir kişiliğe sahipti.

 

Kendisini,  MTTB ve Akıncı olarak hissediyordu. Mustafa Kutlu’nun Ya tahammül ya sefer kitabındaki Kerim gibi…  Birisinden mi bahsedecek,  hep o akıncılık ruhunun hüküm sürdüğü yılları referans gösteriyordu. Halbuki O’nunla birlikte kolkola yürüyen eski MTTB ve Akıncıların çoğu  şan, şöhret, mal, mülk sahibi olmuştu. O, dava peşindeydi.

 

Ağlayarak geldiği dünyadan genç denecek yaşta garip bir şekilde sessizce gitti.

 

Rabbim cennetine koyar inşallah…

 
Etiketler: Ahmet, Şimşek,
Yorumlar
Haber Yazılımı
ankara escort
tuzla escort alanya escort kartal escort tuzla escort