Yazı Detayı
10 Haziran 2018 - Pazar 00:41 Bu yazı 2262 kez okundu
 
REKTÖRLÜK ve SEÇİM
Prof. Dr. Mehmet KARATAŞ
mkaratas@nobel.gen.tr
 
 

Ankara Üniversitesi'ne intisap ettiğim yıllarda Rektör Prof. Dr. Tarık SOMER'di. Kendisini hiç görmedim. Oradan Cumhuriyet Üniversitesi'ne naklen atanmamda da Rektör Prof. Dr. Muvaffak AKMAN'dı. Ne yazık ki mensubu olduğum bu üniversitenin rektörünü de hiçbir zaman göremedim. Aslında öğretim elemanı olduğum sürece rektörlerle hiç muhatap olamadım. Sonraki yıllarda anladım ki mevcut yasa gereği rektörlerin sıradan bir öğretim elemanı ile ilgilenmesi olası ve olağan değildi.

 

Bir rektörle ilk tanışmam Gaziosmanpaşa Üniversitesi'nde (Tokat) Yardımcı Doçent  kadrosuna atanmam sürecinde oldu. Dahası doğrudan kendisi ile değil, fakültemiz dekanı aracılığıyla bir iletişimdi bu. Sebebi ise öğretim üyesi olunca oy kullanma hakkım doğacağı için oyunu kime vereceğimdi. Kendisine oy verdirmek için; akademisyenlerden “istifa dilekçesi” almak başta olmak üzere, benzeri herşeyi uygulamak mubahtı gücü elinde bulunduran zalim rektör için. O'nun için bilimin, bilimselliğin, akademik çalışmanın ne önemi vardı? Varsa yoksa tekrar rektör seçilmek ve saltanatını sürdürmekti.

 

Üniversite yönetimlerinde rektörlerin yetkileri 4936 sayılı Üniversiteler Kanunu'ndan itibaren artmış ve pek çok görev rektörlere verilmiştir. Bu durum, 1982 ihtilalinde çıkarılan YÖK Yasası'yla daha da pekiştirilmiştir. Halen yürürlükte olan yasa ve yönetmeliklere göre üniversitelerin hükümranı yalnızca rektördür diyebiliriz. Ne yazık ki bu güce sahip rektörden akademik verimlilik adına hesap soran merci ise -maalesef- yoktur.

 

Yakın geçmişe kadar üniversitelerimizde yapılan rektörlük seçimleri beraberinde büyük sıkıntıları getirmiştir. Öğretim üyeleri arasında husumet oluşmuş, hatta bu husumetler düşmanlığa kadar gitmiştir. Rektör seçimleri, üniversitelerimizin sosyal barışını olumsuz etkilemiştir. Ne yazık ki bazı rektörler de sadece kendisine oy verenleri ekipleri olarak görmüş ve akademisyenlerin gerçek birikimini tarafsız bir şekilde değerlendirememiştir. Kaldı ki yürürlükten kaldırılan seçim sisteminde sadece öğretim üyelerine oy hakkı verilmişti. Üniversitenin paydaşları olan öğretim elemanlarının, idari personelin ve öğrenci temsilcilerinin neden oy kullanamadıklarını hala anlamış değilim.

 

Rektörlük seçimlerinden sonra yapılan atamalarda/görevlendirmelerde bazen ehliyet ve liyakatten daha ziyade, oy verenler ve vermeyenler yaklaşımı esas alınmıştır. Bunun sonucu olarak akademik ve idari açıdan yüksek birikim ve kapasiteye sahip öğretim elemanları gerektiği gibi değerlendirilememiştir. Yaklaşık son otuz yıldır üniversitelerimizin her dört yılda bir rektörlük seçimlerine odaklanması şüphesiz akademisyenlerimizin verimliliğini de etkilemiştir..

 

Üniversitelerimizde rektörlük seçimlerinin hüküm sürdüğü yıllarda, rektörlük süresi bitimine fiilen en az altı ay önce çalışmalara başlanıldığı herkesin malumudur. Rektörlük seçim kampanyaları bazen çok fazla abartılmıştır. Örneğin, bir seyahatim sırasında Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nde yapılan seçimlerin birinde bir rektör adayının şehrin içindeki ilan panolarına reklam verdiğine şahit oldum.

 

Sonuç olarak,  hiçbir demokratik geleneğe dayanmayan saçma sapan bir seçim sistemi 676 sayılı KHK ile kaldırılmış ve rektör ataması rektör olmaya istekli adaylar arasından YÖK’ün önerisiyle Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından atanmaya başlanmıştır.

 

Seçimden kurtulmuş bir üniversite rektörü, oy kaygısına düşmeden ve kimseye bir vefa borcu hmeden  kendisini sadece üniversitesine ve bu milletin çocuklarına hizmete odaklamalıdır. Bu bağlamda yükseköğretim kurulu, rektörlerin başarısını somut bir şekilde ortaya koyan objektif ölçütler getirmelidir. Bu işi yapamayacağı anlaşılanlar, süresi bile bitmeden değiştirilebilmeli, dolayısıyla rektör olmak isteyen için başarı zorunlu bir sonuç olarak algılanmalıdır. Aksi halde, yenilikçi olmayan, çalışmayan bir üniversitenin bilim, sanat, düşünce ve teknoloji üretmesi mümkün değildir.

 

Bilim, sanat, düşünce ve teknoloji üretmeyen, girişimci olmayan, çalışmayan  üniversitelerin çoğunlukta varolduğu bir memleketin vay haline.

 
Etiketler: REKTÖRLÜK, ve, SEÇİM,
Yorumlar
Haber Yazılımı
ankara escort
tuzla escort alanya escort kartal escort tuzla escort